Edit’ören

Merhaba

Bu ay klasik bir editör yazısı yazmak yerine, sizinle bir anımı paylaşmak istiyorum.
Yıllar önce bir 23 Nisan sabahı işe giderken kendi kendime “resmi tatilde de çalışılırmıymış” diye söyleniyordum. Yürürken duyduğum ve durup dinlediğim o sözler, şimdi yeniden aklıma geldi. O gün bir okul bahçesinde tören için toplanan öğrencilere, Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’si kendi sesinden dinletiliyordu. Benim rakamlarla kafayı bozduğum bir zaman olsa gerek, Atatürk’ün söyledikleri o an bana “Satıcılara Hitabe” gibi gelmişti.
(Devamı…)

Seller Türkiye'de Bu Ay
PARMAĞI İLE SATAN KADININ SIRRI

Satıcıları hep şanslı görmüşümdür. Çeşitli işlerde çalışan pek çok insan, kolaylıkla amacını, hedefini kaybedebilir ama bir satıcının hedefi hep bellidir; kendisi için belirlenen kotaları doldurmak ve daha çok satmak. Hedef somuttur ve ne kadar yüksek olursa olsun aslında ulaşılabilir. Hedef, parmağının ucundadır. Kendi adıma, satıcılar karşısında normalleşmeye çalıştığımı söyleyebilirim. Böylece beni parmağıyla dürtebilecek “yetenekli satıcılar”n buyurgan tavırlarından da kendimi koruyabilirim. Eğer iyi bir satıcı olabilirsem, hayatta başaramadığım ne kalır ki?

İNTERAKTİVİTENİN GÜCÜ

Reklam ve tanıtıma ayıracak milyon dolarlarınız, yüzlerce şubeniz, binlerce çalışanınız yoksa, hizmet ve ürünlerinizi tüm dünyaya duyurabileceğiniz tek bir platform var. Internet!
Elektronik ticaret, telekomünikasyon ağları üzerinden yapılan alışveriş işlemidir. İnternet sayesinde, ürünleriniz ve hizmetleriniz dünyadaki herhangi birisi tarafından ulaşılabilir hale gelir. Kendi pazarınızı kendiniz oluşturabilir, rakiplerinizle eşit koşullarda internet arenasında karşı karşıya gelebilirsiniz.

DUAYENİNDEN FUARCILIK SIRLARI / BÜLENT ÜNAL

“Şüphesiz herkes işini en iyi yapma gayreti içinde; ancak TÜYAP olarak bizim, sektörün en eskisi olmaktan kaynaklanan farklı bir misyonumuz, bir sorumluluğumuz var. Davranışımız, anlayışımız öncülük ettiğimiz sektöre her zaman örnek oluyor. Türkiye’de, fuar yeri ve fuarcılık faaliyeti olarak kalite belgesine sahip en büyük şirketiz. Türkiye’de mevcut 155 fuarcılık kuruluşundan bizi farklı kılan unsurların başında, bu kalite anlayışı geliyor. Böyle bir belgeyi alabilmek, almanın ötesinde idame ettirebilmek, oldukça büyük bir çaba gerektiriyor. Zamanı doğru kullanım açısından önemsediğimiz bir şey var ki, o da ciddiyet. Bir karar verip, bunu bir defada yapmak gibi bir
anlayışımız var.”

PERFORMANS DEĞERLENDİRME

Yaşadığımız çağda son 20 yılda iş dünyası tüm kavramlarıyla yeniden şekillendi. Bu yüzyılda gerçek verimliliğe ulaşmanın tek yolunun “insan”dan daha etkin biçimde faydalanabilme gerçeği olduğu ortaya çıkmıştır. İnsanoğlu, bireysel üretkenliğini teknolojideki baş döndürücü gelişme ile aynı paralelde arttıramamıştır. Teknoloji, eğer onu etkin olarak kullanan insan yoksa, tek başına hiçbir şey ifade etmemektedir.

ELEKTROMARKET SEKTÖRÜNDEKİ MARKALARIN PAZARLAMA ve SATIŞ STRATEJİLERİ

Son zamanlarda gün geçmiyor ki market pazarlarındaki üst düzey yöneticiler, sektördeki yabancı rakiplerinin yaptıkları ile kendi markalarının yaptıkları ve yapacaklarıyla ilgili bir açıklamada bulunmasın. Biz de bundan sonra her ay, bu açıklamalardan yola çıkarak, farklı bir sektörü ele alıp yabancı ülke markalarının ülkemizde yapmış oldukları yatırımlarda hangi pazarlama/satış stratejilerini kullandıklarını beraberce inceleyeceğiz. Hatırlarsanız, yaklaşık üç dört ay önce, elektronik perakendecilikteki yoğun rekabet ortamına, Media Markt adında bir marka “merhaba” demişti. Ondan hemen önce, geçtiğimiz yılın başlarında piyasaya Darty adında sessiz sedasız bir marka girmişti. Sessiz sedasız giriş yapmıştı ama iddialı taahütleri vardı ve yönetiminde bizi Arçelik’in Çelik’i ile tanıştıran, yaratıcı ve yenilikçi eski Arçelik yöneticileri bulunuyordu.

1000 FEET’TEN TÜRKİYE/ALP ALPER

“Fotoğrafladığımız mekânlarda iki önemli kriter vardı. Birincisi tarihi ve arkeolojik mekânlar, ikincisi ise doğal güzellikler… İlk senemizde, tüm ekip 5 ayrı gruba ayrılarak Türkiye’yi yerden taradık. Harita üzerinde gözüken tüm işaretli yerler tek tek belirlendi ve GPS ile koordinatları çıkarıldı. Tüm bu tarama bittikten sonraki yıl, GPS koordinatlarımız ile yola çıkarak havadan fotoğraflamaya başladık. 1000 Feet’ten Türkiye kitabıyla; ülkemizin kültürünü ve güzelliğini farklı bir açıdan, yani ”Tanrısal bir bakış açısıyla” belgelemek ve bu değerlerin korunmasına dikkati çekmeye çalıştık; çünkü bu dünya mirasları bizim çocuklarımızın değerleri ve biz onları korumak adına mutlaka bir şeyler yapmalıyız.”

M&A’LERDE ÜÇ YILLIK BAŞARININ ARDINDAN KÜRESEL RİSKLER BAŞROLDE

Son yıllarda, Türkiye ekonomisine giren kaliteli sermaye finansmanı sayısı giderek artıyor. Finansman kalitesindeki yükseliş, ekonomik alanda Türkiye’nin en büyük sorunu olan cari açığa dair endişeleri de hafifletiyor. Sermaye kalitesinde belirleyici olan en önemli etken, doğrudan yatırımlar. Doğrudan yatırımlarsa, gelişmekte olan ülkelerin sermaye ithalatında satın alma ve birleşmeler şeklinde oluyor. Sevindiricidir ki bu süreçte en fazla başarı sağlayan ülke, Türkiye. Çin ve Hindistan kadar olmasa da, Türkiye mevcut üretim koşulları içerisinde oldukça başarılı yıllar geçiriyor.

PAZARLAMA BİR MEYDAN SAVAŞIDIR

Bugün pazarlamanın gerçeği, müşteriye hizmet etmek değildir; rakibinizi atlatmak, ardında dolaşmak ve onu oyun dışı bırakmaktır. Kısaca belki de pazarlama; düşmanın rakip, hedefin de muharebe kazanmak olduğu bir savaştır. Pazarlama üzerine yazılan en iyi kitap, ne bir Harvard profesörü tarafından yazılmış, ne de General Motors, General Electric veya Procter & Gamble’ın yaşlı emektarlarından biri tarafından. Bize göre pazarlama üzerine en iyi kitabı, emekli Prusya generali “Karl Von Clausewitz” yazmıştır. 1832 ‘de savaş üzerine yazılan bu kitap, bütün başarılı savaşların ardındaki stratejik kuralları tanımlar.

SUNAY AKIN “HiSSi SENET” BiRiKTiRiYOR

“Toplumların müzelerden geçerek aydınlandıklarına inanıyorum. Bugün, uygar, demokraside ve ekonomide belli bir çizgiyi yakalamış ülkelere baktığımızda, bu ülkelerin çok sayıda müzeye sahip olduğunu görüyoruz. Bizde müzeyi ya devlet ya da holding vakıfları kuruyor. Devletin buna ekonomik açıdan bütçe ayırmayacağı ortada olan bir gerçek. Amerika, tankı, topu ya da dolarıyla güçlü değil! O ülkeyi güçlü kılan, müzeleridir. Amerika’da 18 bin müze var. AB ülkeleri önce zengin olup, sonra müzelerini kurmadılar. Avrupa ülkeleri müzelerden geçerek bu konuma geldiler. İstanbul Oyuncak Müzesi’ni gelip gezen gençler, çocuklar yarının daha aydınlık Türkiye’sini kuracak olanlardır. Yurtdışındaki okullar bazı derslerini müzelerde yapar. Çocuklar hem görerek, hem de hissederek öğrenirler. Bundan dolayı müzeler şart. Bir toplum geleceğine ancak ilhamı varsa umutla bakar.”

MARKA DEĞERİ VE BİLEŞENLERİ

Marka değeri; “Bir markayla, o markanın adıyla, simgesiyle bağlantılı ve bir firmaya veya firmanın müşterilerine ürün ve hizmet yoluyla sağlanan değeri artıran ya da eksilten aktifler ve taahhütler bütünüdür.” Diğer bir tanıma göre marka değeri; “Tüketicinin o marka ile özleştirdiği ve diğer markalardan farklılaştırdığı ürün değerlerinin bütünüdür. Bir anlamda, markaya yapılan geçmiş pazarlama yatırımları sonucunda, o markayla özdeşleşmiş olan değerler toplamıdır.”
Marka yaratmak, öncelikle o markayı değerli hale getirmekten geçer. Tüketicinin markaya olan bakışı, tutumu ve markaya yönelik satın alma davranışı, o markanın değerini ortaya koyan en önemli unsurlardır. Bir marka, değerli ve güçlü olmayı düşünüyorsa, öncelikle tüketicisinin kalbine girmek zorundadır.

3. NESİL İLETİŞİME YOL AÇIN

3. Nesil (3G), öncelikle hızımızı artıracak; evlerimizde, iş yerlerimizde bugün kullandığımız kablolu ADSL’den daha hızlı bir şekilde, üstelik mobil ortamda internete girebileceğiz. 3. Nesil teknolojisi ile, mobil ortamda bugünkünden en az 20 kat daha hızlı veri aktarımı yapılabilecek. Geniş bant mobil internet erişimi sayesinde, her türlü bilgiye, veriye, 20 kat daha hızlı ulaşacağız. 3G deyince akla gelen ilk servislerden biri olan görüntülü konuşma da hayal olmaktan çıkıp hayatımıza girecek.
3G teknolojisi ile başta eğlence, güvenlik, sağlık, eğitim ve kamu hizmetleri olmak üzere birçok sektörde önemli değişimler yaşanacak. Turkcell Genel Müdür Yardımcısı İlter Terzioğlu, üçüncü nesil iletişimle ilgili sorularımızı yanıtladı.

EFES PİLSEN TÜRKİYE ERKEK PROFİLİNİ GÖZLER ÖNÜNE SERİYOR

Efes Pilsen, 1998 yılından beri devam eden profil araştırmalarına bir yenisini daha ekledi. “Türkiye Profili” ve “Türkiye Kadın Profili”nden sonra yayımlanan “Türkiye Erkek Profili” Türk erkeğini ifade eden davranış kalıplarını ve özelliklerini karikatürist İsmail Gülgeç’in ince esprileriyle gözler önüne seriyor. “Türkiye Erkek Profili”, Türk erkeklerini bireysel özelliklerinden tüketim kalıplarına, aile hayatından sosyal ve çalışma yaşamına, temizlik/ beslenme/ alışveriş/ tatil ve yatırım alışkanlıklarından değer ve görüşlerine kadar her açıdan ele alıyor. TNS Piar tarafından Türkiye genelinde 24 ilde, yüz yüze anket yöntemiyle gerçekleştirilen araştırma kapsamına, kır ve kent nüfusunu oluşturan her kesimden Türk erkeği girdi. Araştırma sonuçları, 1993, 1997 ve 2001 yıllarında yapılan araştırmalardan elde edilen verilerle karşılaştırmalı olarak sunularak, son yıllarda değişen davranış kalıplarına da dikkat çekiyor.

SAĞLIK SEKTÖRÜNDE POZİTİF DENGELER- HIV POZiTiF/ AIDS

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 1978 yılında Alma Ata Konferansı’nda, “Sağlık, yalnızca hastalıktan arınmış olmak değil, fiziksel, ruhsal ve sosyal bakımdan da tam bir iyilik halidir.” açıklamasını getirdi. Sağlık konusunun bu çok yönlülüğünün ekonomi başta olmak üzere çeşitli bilimlerle ilişkisini ortaya çıkartmak buradan mümkün. WHO verilerine göre, dünya üzerindeki ölümlerim %1′i HIV/AIDS nedeniyle gerçekleşmekte. Son 25 yılda 30 milyon kişi bu virüsü aldı. 6 milyon kişi ise virüs nedeniyle hayatını kaybetti. Sadece 2002 yılında 5 milyon kişi HIV’e yakalandı ve bunların yarsından azı hayatta kaldı. Avrupa, HIV’in dünyada en hızlı yayıldığı bölge. Popülasyondaki oranı bu kadar yüksek olan hastalığa hala yeteri hassasiyet gösterilmemekte. Bunun, ekonomik refah düzeyleriyle yakın ilgisi var.

ANNELER, SÜTÜNÜZÜ BANKAYA YATIRMAYA NE DERSiNiZ

“Sütbank” ismi, anne sütü bankacılığını çağrıştırsa da aslında hali hazırdaki uygulama, sağlıklı süt elde etmek ve onu korumaktan başka bir şey değil. En azından şimdilik, Türkiye de yaygın anne sütü bankacılığının oluşması yakın bir olasılık gibi durmuyor. Neden mi? Birincisi, Türkiye de “süt kardeşliği” diye bilinen geleneğin halen yerleşik olması; ikicisi ise, böyle bir bankanın çok yüksek maliyetler ve yatırımlar gerektirmesi. Yurt dışında oldukça yaygın olan süt bankacılığı, anne sütüne gereksinimi olan tüm bebeklere hizmet veriyor. Ülkemizde ise kısa bir süre önce kurulan Sütbank ile “her annenin kendi bankasını oluşturması yöntemi” uygulanmaya başlandı.

EROTİK BİR YAZI

“Hayatımızda bizi biz yapan neler vardır” diye şöyle bir düşündüğümüzde ilk aklımıza gelen, duygularımız, düşüncelerimiz ve davranışlarımız olur. Yaşamımız boyunca, duygu, düşünce ve davranışlarımız bize eşlik etmekte. Farkında olsak da, olmasak da an be an bir şeyler hisseder, aklımızdan bir şeyler geçirir ve bunları eyleme dökeriz. Bu noktada, önemli bir lider olan Hint asıllı Mahatma Gandhi’nin ifadeleri aklıma geliyor. Gandhi’nin o meşhur sözleri şöyle: “Duygularınıza dikkat edin, onlar düşünceleriniz olur; düşüncelerinize dikkat edin, bunlar davranışlarınıza yansır; davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınızı oluşturur; alışkanlıklarınıza dikkat edin, bu da karakterinizi şekillendirir.” Demek ki duygularımızın hayatımızda çok önemli bir yeri var. Evet, duygularımız çoğu zaman önemli ve öncelikli. Peki ya duygularımızla ne kadar barışığız? Onların farkında mıyız, yoksa duygularımızla kavgalı mıyız?

ALİ TOPU SAT’TI, AYŞELER DE SATABİLİR

Hiç kimse bir günde çok ünlü bir ses sanatçısı ya da olimpiyat şampiyonu olmuyor. Başarılı insanlar, çalıştıkları konuya kendilerini hem teknik, hem de psikolojik olarak hazırlıyorlar. Hiçbir hazırlık yapmadan kendinizi “Ben dünyanın en iyi golcüsü olacağım” diye sahaya attığınızı ve o sahada sizden önce bu iş için yıllardır çalışan kişiler olduğunu düşünsenize… Sizce, size bırakırlar mı gol atma fırsatını? Aslında bu işin ya da genellersek başarının tek formülü var. Bu formülü bulmak için doktor doktor gezmenize de, Simurg gibi Kaf Dağı’na çıkmanıza da gerek yok. Çevrenize şöyle bir bakmanız yeterli.

ALAÇATI’DA SON MODEL TURİZM/PORT ALAÇATI

Her köşesi bir cennet olan Ege sahilinin en güzel beldelerinden biri olan Alaçatı, yepyeni bir turizm modeliyle ülkemiz insanının kalbini fethetmeye hazırlanıyor bu günlerde. Bu sıcak belde, ülkemiz için önemli bir döviz girdisi sağlayan turizm sektörü dâhilindeki bu yeni modele adını vererek, bambaşka bir var olma biçimini rüyalarımızdan alıp hayatlarımıza geçirecek gibi görünüyor. Port Alaçatı; deniz, güneş ve kumdan ibaret olmadığı gibi tarih, kültür ve eğlence ile de yetinmeyen, dünyaya örnek olabilecek kadar özgün bir model ve projeler bütünü.

İKİ YAKASINDA BİN BİR HİKÂYE/ÇANAKKALE

Çanakkale’yi gezmek, bahçenizde gömülü gizli bir defineyi bulmanıza benzer. İstanbul’a birkaç saat uzaklıktaki bu kentin çevresi, körfezlerle, burunlarla ve anıtlarla doludur. Saroz Körfezi’nin su altı güzellikleri, Gelibolu Yarımadası’ndaki şehitliklerle karışırken; Tuzla köyündeki gölün sularına vuran ışık, Odunluk iskelesinden denize dökülür. Yöreyi gezmek için tutturulacak en doğru yol, Keşan’dan güneye inmektir; çünkü Saroz Körfezi sizi orada bekler. Keşan çıkışındaki Mecidiye sapağından sağa döndüğünüzde, denize varmak için 31 km.lik yolunuz var demektir. B.Doğanca, Diflbudak ve Çeltik köylerinden sonra, Mecidiye’ye, oradan da İbrice’ye ulaşırsınız. Küçük bir liman ve balıkçı barınağı karşılar sizi. Mendireğin yanındaki lokantada balık ve salata ziyafeti çekebilir, buradaki SDWC Dalış Merkezi ile görüşüp bilgi alabilirsiniz. Saroz Körfezi, dalma meraklılarının kutsal mekanlarından biri ve bir zamanlar ölüm saçan gemilerin batıkları, bugün binlerce balığın yuvası.

YENİ VE GELECEK EKONOMİ KOŞULLARINDA PAZARLAMA

Bugünlerde hem iş dünyasında hem de akademik yaşamda “yeni ekonomi” hakkında konuşuyor, yeni ekonomi koşullarından haberdar olmaya çalışıyor, iş ve rekabet stratejilerimizi bu yönde yönlendiriyoruz. Özellikle küresel rekabet tehditleri, yaşanan ekonomik ve finansal krizler, internetin iş süreçlerinde edindiği yer açısından konuya baktığımızda artık bilgi temelli karar ve uygulamaların daha önemli olduğuna ilişkin pek çok örnek ve açıklamayla karşılaşıyoruz. Bunun dışında, Web 2,0’ın, bir başka deyişle internetin yeni kullanım alanının ortaya çıkması ve bunun hızla yayılması, pazarlama uygulamalarının ve dolayısıyla stratejilerinin yönünü de değiştirdi. Günümüzde bizler, yeni sosyalleşmeden ya da yeni nesil iletişimden ve yaşam biçimlerinden söz ediyor, dolayısıyla ürünlerimizi ya da markalarımızı tüketicilerin yaşamları içine yerleştirirken onların yaşamlarındaki bu yeni eğilimleri de dikkate almak zorunda kalıyoruz.

Kategoriler

Haberler

Etkinlikler

Seller Türkiye, Gelişim Atölyesi kuruluşudur.